29 Nisan 2014 Salı

Mutluluk Tohumları

Mutluluk nedir diye sorsalar bir fotoğraf karesini gösterebilirsiniz mesela.Bulunduğunuz her yeşil biraz mutluluk tohumları içermez mi? Tekrar kaldır bakışlarını ve gör içindeki mutluluk tohumlarını tam da karşında... 

24 Nisan 2014 Perşembe

Şoför bey

Hey, şoför bey! Kır direksiyonu, götür beni istediğim topraklara.O topraklar ki bu zamana kadar hiçbir bağım olmayan yer.Ama tüm dünyadan daha önemli bir şehir olmuş artık benim için.Öyle bir şehir ki kalbimin yarısı emanet ona.Hey şoför bey! Yanlış gidiyorsun hadi kır direksiyonu, ailemin yanına götür beni.Bilir misin bilmem şoför bey,ama yarım kalp çok yoruyor.Hadi şoför bey,hadi! 

Güneş

Orda güneş var,görüyorum.


Güneşi görmüyor musun? Görmemek bir anlam ifade eder mi? Ben hissediyorum.

Bir yerden mutluluk dalgası esecek sonra güneş gelecek.Hayal edemiyor musun? Uzak gelmesi bir anlam ifade eder mi? İnanmak diye bir şey var ve ben inanıyorum...

20 Nisan 2014 Pazar

Feryat

Gündüzün inadına üşütüyor akşamlar.


Aydınlığın inadına kararıyor etraflar.

Sessizliğin inadına yükseliyor feryatlar.

Yalanların inadına konuşuyor doğrular.

Gece oluyor,başlıyor hesaplaşmalar..

19 Nisan 2014 Cumartesi

Küçük çocuk misali

   Dalganın kıyıya vurması gibi,akrebin yelkovanla buluşması gibi olmalıydı cümleler.İstenenler konuşulmalı,laflar yerini bulmalıydı.Oysa ne kadarımız sitemimizi belli edebildik? Ne kadarımız en açık haliyle vurabildi gerçekleri yüzlere? Ne kadarımız 'ne olacaksa olsun','kim ne derse desin' diyerek dile getirdi düşünceleri? Çok zor, kolay değil.Kimileri cesaretsizlik der,kimileriyse korkaklık.Ne derseniz deyin ortak bir şey var ki çoğu zaman bir bir kelimeler yutulur.Yutkunmaktan boğazın aşınır.Sessizlikler yaşanır,nerden baksan yüzlerde oluşan çığlıkları görebilirsin.Bunun yanında sanki bize verilmiş görevdi olanları unutmak.Ama insanın doğasında var kötülükleri inadına bir bir hatırlamak ve tersine unutmuş numarası yapmak, aynı küçük bir çocuk misali..

16 Nisan 2014 Çarşamba

Dans

Kafanı kaldırıp yukarı baktığında bulutların dans ettiğini göreceksin,onların neşesine mutluluğunla dahil olacaksın..



11 Nisan 2014 Cuma

Bilmece

   Bazı yazılar şimdi içindir,bazı yazılar geçmiş içindir,bazı yazılar senin için,bazı yazılar benim içindir.Bu yazı ne geçmiş ne gelecek,ne sana ne bana ait.Bu yazı senle ben arasında bir bilmece.Çözmek gerekirse bilmeceleri durma oku o zaman :)


   'Bilirim,kolay değildir adım atabilmek.Ama emekleyerek de ilerlemek bir seçenek.
Bilirim,zordur konuşabilmek.Belki,rezil olmak hep akıllarda.Ama sessiz kalarak zaten daha büyük rezil değil miydik? Gurursa herkeste vardı, bizde daha da fazlaydı.Onun için ne ileri gidebiliyorduk ne de geriye.Tek yapabildiğimiz yerimizde saymaktı.Sonuç olarak birilerini suçlamak ne mümkün? Yıpratanlar kimse değildi aslında.Bizdik kendi kendimizi hırpalayan.Şimdi sor dur kendine,ne gerek vardı?

Bu neyin sessizliği
Bu neyin durgunluğu
Bu neyin gururu
Bu neyin savaşımıydı?'

10 Nisan 2014 Perşembe

Şans Oyunu

'İstediğiniz bir şeyi elde edememişseniz ya o şeyi ciddi şekilde istemediğinizin ya da fiyatı üzerinden pazarlığa kalkmış olduğunuzun sonucudur.'

   Yıllar önce,ablam bana hediye ettiği günlük defterinin başına böyle bir alıntı yapmış.Sonra da tavsiyesini eklemişti: Onun için bir şeyi istiyorsan kardeşim gerçekten iste.

    Düşünüyorum da bazen sadece istemek yetmiyor galiba.Bunu zaman geçtikçe daha da iyi anlıyorsun.Çünkü,istemek bir yerde cesaret.Sonunu bilmediğin yolda gözü kapalı yürümek gibi.Cesaretsizlik öyle ki hem seni usandırır hem de yolu uzatır.İstediğin şeyin iyi ya da kötü olacağı ise tamamen şans oyunu.Ama yine de bir his olur ya insanın içinde istediğin şeyin kötü olmayacağına inanırsın,daha doğrusu inanmak istersin.Onun için kendini bir gün 'gerçekten' isterken bulabilirsin.Oluşturduğumuz sinerjiye bağlı aslında.İyi düşünmek,iyiyi getirir derler ya.Ablamın yıllar önce kısacık düştüğü notunda da demek istediği oydu.İsteyeceğimiz şeyin iyi olcağını düşünerek-bir yerde inanarak-cesaretle,'gerçekten' istemek,bütün olması gereken bu aslında...

8 Nisan 2014 Salı

Kızıllık

Işıkları kapat.Hafif soğukluğu sobanın tek gözüyle kırmaya çalış.Yatağına uzan.Cenin pozisyonunu al.Kulaklıklarında olsun son ses müzik.Gözünde sobadan vuran kızıllık var sadece.Onun dışında sonsuz bir karanlık.Kulaklıklarında, beynindeki konuşmaları örtbas etmeye çalışan birkaç şarkı.Gündüz yoğunluktan susan iç sesin geceleri hep fazlaca konuşur rahatsız eder seni.Artık gecelere kırgınsındır.Ondandır ki şimdi ne şarkılar rahatlatır seni,ne de ışıkların kapanması...

3 Nisan 2014 Perşembe

Evvel zaman içinde

   Bir varmış bir yokmuş. Evvel zaman içinde,kalbur saman içinde bir yer varmış. Bu coğrafyada her şey konuşur da dilin bağları çözülmezse bazı şeyler biraz biraz cevapsız kalırmış. Esrarengiz olaylar döner de aklın almazmış. Kendine göre yorumlar yapıp dururmuşsun da hiçbir şey kanıt olmazmış. Bazı insanlar burada öyle bir susarmış ki bütün konuşmuşluklar hayal olurmuş. Aynı zamanda o denli konuşmak isterlermiş ki bütün susmuşlukları da pişmanlıkları olurmuş. Bu minik masal onun için yazılmış. O biraz sen, biraz ben, biraz biz, biraz sizmiş. O tamamen içimizden kopmuş bir ruh gibiymiş. Öyleymiş ki bütün yollar ulaşmak için yetersiz kalırmış...

1 Nisan 2014 Salı

Unutmak

  Senin gördüklerin, onun unutmaya çalıştıklarıydı.


  Onun unuttukları, senin hatırlattıklarındı.

  Onun aklında olan, senin unuttuklarındı.

  Tam zıtlardı ama ortak olan gizli gizli bilinmişliklerin olmasıydı...