12 Aralık 2014 Cuma

Günaydın

         

Saatler geçecek dakikaları kovalayarak belki günlerden kaçarak. İşte sıra uyuma zamanıma gelince yastık tatlı tatlı gülümseyecek bana yandan bakarak. Belki yüzüme olmayan bir gamze konduracak. Başımın şeklini aldığında yastık işte o zaman fısıldayacak bir küçük ninni.
    Uyu diyecek, rüya vakti. 
Hadi gözlerini kapat.
 Belki rüyalarımda çıkmaz yollar kavuşacak sokaklara, bilinmez soruların cevapları ortaya çıkacak hayallerimin ısrarlarıyla. Ben böyleyken gökyüzünde yıldızların kayma yarısı olacak, güneşi beklerkenki telaşlarıyla etrafa ışık yayacaklar. 
       Ama gün doğmadan yaşam olur mu? 
    Sırayla gelmeleri gerekmez mi? 
İşte güneş nazlı nazlı yüzünü gösterirken benim gözlerim açılıyor olacak. 
Yastık hala başımın şeklinde, 
gözlerim tavanda,
 yüreğim hayallerimde,
 beynim rüyalarımda,
vücudum burda. 
O zaman günaydın :)

10 Aralık 2014 Çarşamba

Özledim

       Merhaba yanağını sıktığım sevgili okuyucum, nasıl gidiyor hayat dediğimiz yolculuk? Siz sormadan bana ben söyleyeyim hayat koşuşturmayla gidiyor be okuyucu.
  Öyle yoğun bir koşuşturma diye düşünme, koşmadan da yoruluyormuş insan ya da zaman geçtikçe ruhu değişiyormuş.
                   Nasıl mı? 
Gezme nerde o orda olan kişi, yataktan ayrılmak istemeyebiliyormuş. O kim diye sorma anladın sen okuyucu, benim ben.
Ya insan kendini tanıyamaz mı, tanıyamıyorum. Yatakta boş boş dolanmayı seviyorum, dışarı çıkmak gelmiyor içimden bugünlerde. Bir haller filan öyle ki kendi yüzüme iki şaplak indireceğim, o olacak.

Neyse ne demiştik, yoğun değil demiştik. Evet bu senenin en rahat günlerinden birindeyimdir herhalde. Kolay bir staj, kafa rahat filan. Ama onda da hocaların yoklama derdi binmişti üstümüze. İlkokul gibi sesli isim okumalar filan. Devamsızlık yaptın mı sınava da giremiyorsun. İş öyle olunca biz de tıpış tıpış gidiyoruz sıkıldığımız derslere. Neyse ki şu 2haftadır güzel uyudum okuyucu, uykuya doydum diyemem çünkü ben uykuya hiç doymam hihihihi :D 
Ders okul neyse de şu aralar kafama taktığım, düşünüp durduğum başka bir durum var okuyucu. 
         Ailem. 
Ailemi çok özlüyorum. Özleyen insan atlar gider otogara en yakın otobüse biner, gider ailesinin yanına değil mi? Ben gidemiyorum. Yol 24saat git gel desen 2gün, zaten benim tatilim 2gün. Uçaklardan hele hiç bahsetmiyorum, cep yakan cinsten. Dönüp baktığımda üniversite hayatıma ne kadarını ailemle geçirmişim diye çok az bir sayı çıkıyor,bu da benim canımı çok sıkıyor. Aile özlemi çekiyorum sürekli. Hayır hep derim, ailemden uzakta okumak güzel bir şey çünkü bana çok şey kazandırdı diye. Ama istediğim zaman görebilmek istiyorum, onlara haber vermeden gidip sürpriz yapmak istiyorum. Anneme Antalya'nın meşhur reçellerinden götürüp birlikte kahvaltıya oturalım istiyorum. Özlüyorum okuyucu, istediğim zaman ailemin yanında olmak istiyorum. 
Çok mu şey istiyorum? 
Ailemi bayramda gördüm en son, tam da doğuda olaylar olduğu sırada bırakıp geldim onları. Nasıl da aklım onlarda kalmıştı. Savaş alanı gibi olan yerden taksiyle geçip havaalanına gidiyorduk, bense gözlerimdeki yaşa eşlik eden hüznümü taşıyordum. Üzgün olduğumu belli etmemeyi becerememiştim bu sefer. Her ayrılışımızda annemin yanında güçlü gibi durarak onu üzmemeye çalışırdım ama bu sefer olmamıştı. Gözlerim şiş gözyaşlarım ise bir bir yüzümden akarken sarılıp ayrılmıştım. Nerdeyse 2bucuk ay olmuş. Aileme yaşadıklarımı anında anlatmayı özledim, bir derdim olduğumda yaklaşımlarını, bir sevincim olduğunda paylaşımlarımızı özledim.
Yani anlayacağın okuyucu; fazlasıyla özledim..