9 Mart 2016 Çarşamba

Zaman Tüneli

   Şu bilgisayarın başına geçip yazalı ne kadar süre geçmişti? Sanki bilgisayardan yazınca daha farklı oluyor. Telefondan yazmak daha kolay, burdan yazınca böyle özel oluyor işte. Bir de her türlü saçma ayrıntıyı zihnime yazma gibi saçma bir huyum var. En son bilgisayar başına geçip yazdığımda neler hissettiğimi hatırlıyor gibiyim.
 Hala öyle miyim? 

   Bunun cevabını çok net biliyorum: Hayır. 
Zaman değişik bir kavram. Zaman bazen acımasız bazen fazla merhametli. Bu sefer nasıl desen bir şey diyemem. Ama zaman çoğu şeyi değiştirir bunu bilirim. 2 yıl önceki benle şimdiki benin nasıl farklı olduğunu bilirim, hem de çok net. 
Düşüncelerimle, yaşananlara bakış açımla, tavırlarımla, sevincimle, üzüntümle, sabrımla... Ben bambaşka biriyim.
 İşte zaman böyle bir değişim tüneli. Kimi zaman bazı şeyleri o tünelde çok tutarsın, bazılarıysa jet hızıyla gider. Bunlar da sende farklı etkiler oluşturur. 
Dalgalanmalar, kabarmalar, kimi zaman kendi kabuğuna çekilmeler.
 Ama her seferinde o tünel yeniden oluşur. Yeniden geçenler, kalanlar, geçmeyi bekleyenler.. Kimileriyle sabrı öğrenirsin, kimileriyle kendini yönetmeyi. 
Kimileriyle insanlara tavrında değişiklikler yaparsın, kimileriyle şükretmeyi öğrenirsin. 
Bu süreçte sana hep bir şey katar zaman. Seni hep bir basamak üste taşır. İndiğini düşündüğünde bile net bir şey vardır ki ilerlemişsindir.
 Hayat tecrübesi diye boşuna demiyorlar..

   Geçen gün İstanbul'dan Antalya'ya uçarken cam kenarındaki yerimden uzunca bir süre dışarıyı izledim-evler nokta haline gelene kadar. Bu arada sürekli düşündüm, her zamanki bendim yani.
 Bulutlara baktım sonra dedim ki bu uçak Antalya'ya indiğinde bazı şeyler bulutların üstünde kalacak. Aşağı inmeyecek. Bu sefer zamana bıraktıklarıma müdahale edip en hoyrat bulutun üstüne bıraktım...
 Şimdi Cemal Süreya'nın şiirinde kısa bir yer paylaşarak yazımı bitiriyorum:


'Siz, saatleri yaşadınız. Zamantaşlarını. Niceldir saatler. Adsızsırlar. Renklerini, kokularını kişiselliklerden alırlar.

Aylar birbirinin içinden yürüyebilir. Ağustosta bile Marta gönderme vardır. Yine de gönderme mevsim mantığıyla sınırlıdır.
Günlerse bambaşka. Bir günün öbürünün önüne geçmesine izin yok. Günün gizi hem kişiselliğimizde, hem de onun kendi kişiselliğinde.
Siz, saatleri yaşadınız. Henüz sözcük haline dönüşmemiş, ya da bir sözcük karşılığı oluşmamış durumlar yarattınız. Tanığınızım.
...'




2 yorum: